TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Tarihin Tebessümü


Anaksagoras

Sokrat’tan önce yaşamış en önemli düşünürlerdendir. Anaksagoras (M.Ö. 500-428), İzmir’in Urla kazası yakınlarındaki Klazomenai şehrinde asil ve zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bütün servetini ve zamanını bilime harcadı. Bu ideal uğruna Atina’ya ilk yerleşen düşünür oldu. Orada çok iyi karşılandı ve daha sonra öğrencisi ve dostu olacak olan Atina şehrinin reformist sosyal demokrat devlet başkanı Perikles (M.Ö. 495-429) ile tanıştı. O çağda Atinalılar çok tanrılı dine inanırlardı. Bu tanrıların bir kısmı da yıldızlardı. Anaksagoras, çalışmalarında deneyciliğe önem veren bir düşünürdü. M.Ö. 468 yılında düşen bir gök taşını incelemiş ve onun ilk halinin kızgın bir taş kitlesi olduğu kanaatine varmıştı.

Daha sonra ay ve güneş tutulmasını incelemiş, yıldızlar ve gök cisimlerin dünya ile benzer taş ve topraktan oluştuklarını ancak güneş ve yıldızların bu türün yanmakta olan bir çeşidi olduğunu iddia etti. Bunu duyan Yunanlılar, bu iddiayı, Tanrılarına bir hakaret kabul edip Anaksagoras’ı mahkemeye şikâyet ettiler. Ancak dostu Perikles araya girerek hocasını kurtardı. Ardından bir müddet geçtikten sonra bir gün, bir Atinalı tek boynuzlu bir keçiyi, Perikles’in huzuruna getirir. O zamanki inançlara göre tek boynuzlu keçinin “dini ve sihri” bir takım anlamlarının olması gerekiyordu. O sırada orada Anaksagoras ile bir de rahip bulunuyordu. Rahip, Perikles huzurunda tek boynuzlu keçi hakkında siyasi ve toplumsal anlamda olumsuz sayılabilecek kanaatlerini açıklayınca; Anaksagoras dayanamayıp, bu açıklamanın batıl olduğunu, keçinin tek boynuzlu olmasının nedeninin hayvanın başındaki kemikler büyürken dolanarak tek boynuz halinde çıkması olduğunu söyleyip, bunu da hayvanın başını yararak ispatlayınca oradakiler, Anaksagoras’ı alkışladılar. Ancak rahip fena bozuldu.  Mistik ve dini gücünü kullanarak halkı Anaksagoras’a karşı kışkırttı. Bunun üzerine Anaksagoras, Atina’dan Lapseki’ye göç etmek zorunda kaldı. Orada yine öğretimine devam etti. M.Ö. 428’de öldü. Öğrencileri O’nu çok severdi ve öldükten sonra bir heykelini yaparak O’nu her yıl, anmaya başladılar.