TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Mimar Hayrettin Mahallesi 2


Mahallenin Önemli Tarihi Eserleri

Aya Kyriaki Rum Ortodoks Kilise

Adını kendisine bir evlat verdiği takdirde onu Allah’a adayacağını uzun uzun dualarında dile getiren çocuksuz bir Hıristiyan annenin kızından almıştır. Rivayete göre kadının duası kabul olunup bir kız evladı olmuş. Kız evlat büyüyüp 16 yaşına gelince, Paganlar tarafından dinini inkâr etmesi için işkencelere maruz bırakılmış fakat o, başını gövdesinden ayırmalarına rağmen asla dininden vazgeçmemiştir. Bu azize, Diocletianus(284-307) zamanında yaşamış ilk Hıristiyan azizesi olan Aya Kyriaki idi. Kiliseye bu azizeye duyulan saygıdan dolayı Aya Kyriaki denmiştir.

Kadırga Caddesi no 21’dedir. Yapılış tarihi bilinmiyor ancak 1583’te Tryhon hazırladığı listede adı geçmektedir. Değerli bir mimari eser olan mabedin altında Aya Basileos ayazması bulunuyor. Bina 1645 ve 1660 yıllarında yangınlara maruz kalmış ve 1730’da onarılmış 1865’te tekrar yanmış ve 1894’te depremden zarar görmüş. 1901 yılında Yedikuleli mimar Perilcles Fotiadis tarafından yeniden inşa edilmiştir.

 

Süryani Kilisesi

Tiyatro Caddesi’ni birbirine paralel şekilde dik olarak kesen Kurban Sokağı ile Sandalcı İhsan Sokağı arasındadır. 1461’den sonra Ermeni Patrikhanesi olarak hizmet veren yapı bir kilise kompleksidir. Pek çok tadilatlar gören yapıya son şeklini Balyan ailesi mimarları vermiştir. Tarihte Kumkapı Süryani Kiliseleri Ermeni Patrikliğine bağlı faaliyet göstermişlerdir.

 

Çadırcı Ahmet Çelebi Cami

Çadırcı Cami Sokağı ile Balipaşa Yokuşu’nun kesiştiği yerdedir. Sultan II.Bayezıt döneminde yaptırılmıştır. Mescidi Abdullah-ül Hayyum oğlu Hacı Ahmet yaptırmıştır. İnşa tarihi mescidin vakfiyesine göre 1489’dur. Solakbaşısı (yeniçeri ordusunda padişahın koruma amiri) “Samkeş” lakaplı Mehmet Ağa 18.yüzyıl ortalarında mindber koydurtarak mescidi camiye dönüştürmüştür. Mabet 1928’de bakımsızlıktan ibadet yapılamaz hale gelmiş. Metruk hali 1952’ye kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra 1953’te Anıtlar Derneği tarafından onarılarak ibadete açılmıştır. Adı, Çadırcı Ahmet Çelebi Cami olarak da bilinir.

 

Mimar Hayrettin Cami

Yeniçeriler Caddesi no 27’dedir. 16.yüzyılın başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Mimar Hayrettin(1481-151) Osmanlı Cami mimarisinin önemli üstatlarındandır. Mimar Murat’ın oğludur. Camisi bir yangında harap olduktan sonra Mansure defterdarlarından Nafiz Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır. Divan Yolu Caddesi ‘nin genişletme çalışmalarında cami bir kere daha yıkılarak öteye çekilmiş ve (1898) II. Abdülhamit tarafından bu günkü şekliyle yeniden yaptırılmıştır. Bu yıkım ve yapım işleri sonucunda Mimar Hayrettin mezarı camisinin bahçesine iken kaybolmuştur. Kendi vefatından sonra 1593’te yapılan ancak karşısındaki Koca Sinan Paşa Külliyesinin haziresinde kendi adına bir mezarın bulunması da kafa karıştırmaktadır. Acaba Mimar Hayrettin’in mezarı camisi ötelenirken buraya mı nakledildi sorusu akla gelmektedir.

 

Esir Kemal Cami

Tatlı Kuyu Sokağı ile Tiyatro Caddesi’nin kesiştiği yerdedir. Camiyi Esirci Kemal adında bir hayırsever yaptırmıştır. Zamanla yıpranan, bakımsız kalan cami karşısında hanın sahipleri olan Azak-zadelerden Azakzade Hacı Tevfik tarafından 1939 yılında tamir ettirilmiştir. Bu olaydan sonra da cami Azak Cami olarak anılmaya başlandı. Bir başka adı ise Tatlı Kuyu Cami’dir. Bu ismi de yanında bulunan su kuyusundan almıştır. Minberi, küt-tabtan(katip yetiştiren okul) Arnavut Osman Efendi tarafından kondurulmuştur.

 

Kaliçeci (Halıcı) Hasan Ağa Cami

Hasan Ağa 1519 yılında vefat etmiş, camisini de muhtemelen bu tarihten önce yaptırmıştır. Bu eseriyle birlikte yaptırdığı sıbyan mektebi günümüze ulaşmamıştır. Cami tarihi süreç içerisinde yıpranmış ve Gedikpaşa yangınında yanmıştır. Bunun üzerine 1751 yılında Sadrazam Köse Mustafa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Ancak zamana karşı direncini kaybeden mescit, 1868 yılında Maliye Komisyonu üyesi Mustafa Rıfat Efendi tarafından minberi Testereci-zade Mehmet Efendi tarafından koydurularak camiye dönüştürülmüştür. Cami gördüğü yenilenme çalışmalarından dolayı asli mimarisinden tamamen uzaklaşmıştır.

 

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesi

Oğlu Ali Bey tarafından 1690 yılında babasının idamından sonra inşa ettirilmiştir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1635 yılında doğmuş, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ile birlikte yetişmiştir. Kaptan-ı Deryalık ve 1676-83 yılları arasında Sadrazamlık yapmış, Osmanlı-Lehistan, Osmanlı-Rus savaşlarını kazanmış ancak, Serdar-ı Ekrem olarak katıldığı II. Viyana Kuşatması ardından yaşadığı bozgunla Osmanlı Devleti’ne 400 bin km2’lik toprak kaybettirmiştir. Bunun üzerine Padişah IV. Mehmet’in (1648-1687) fermanıyla idam ettirilmiştir. Kendi adıyla anılan Külliyeyi Kara Mustafa başlatmış, oğlu Ali Bey de geri kalan kısmını Mimar Hamdi Bey’e tamamlatmıştır. Medrese günümüze gelinceye kadar bazı değişikliklere maruz kalmış, örneğin avlusundaki havuz ortadan kaldırılmıştır. Külliyenin divan yolu kenarındaki dükkânları 1957’de cadde genişletilirken yıktırılmıştır. 1960 yılında restore edilmiştir. Günümüzde medrese ile Sıbyan Mektebi İstanbul Fetih Cemiyeti ile Yahya Kemal Enstitüsü’ne tahsis edilmiştir. Külliye sebili ise medresenin doğu kısmındadır.

 

Gedikpaşa Hamamı

Emin Sinan(Divan-ı Ali) Camii Sokağı ile Gedikpaşa Caddesi’nin kesiştiği yerdedir. Hamam çifte hamam olup 1474 senesinde Gedik Ahmet Paşa tarafından Afyon’da yaptırdığı camii ve medreseye akar olsun diye yaptırılmıştır. Eski Kadırga Limanı’na yakınlığından dolayı denizciler için yaptırıldığı tahmin edilir. Gedikpaşa Hamamı’nın bir özelliği de külhan bölümünün evsizlerin barınmasına uygun bir şekilde inşa edilmiş olmasıdır. 17.yüzyılda hamam aynı zamanda sazlı-sözlü-köçekli bir eğlence yeri idi. Üskadarlı Âşık Sarkis’in manzumeler yazdığı hamamda eğlenceler sabaha kadar sürermiş. Hamam şimdilerde de hizmet vermeye devam ediyor.

Gedikpaşa Cami (Divan-ı Ali Bey Mescidi ve Sibyan Mektebi)

Gedikpaşa Caddesi ile Divan-ı Ali Bey mescidinin kesiştiği köşededir. Mescidi tamir ettiren divan kâtibi Ali Bey’dir. Fakat yanındaki hamamdan dolayı olsa gerek Gedikpaşa Cami olarak da bilinmektedir. Ancak caminin asıl banisi Molla Hüsrev’dir. İlk hali mescit olan mabedin mabed Salih Ağa yaptırmıştır. Bir yangın olayından sonra yanan mescidi 1868 de Bedestan esnaflarından olan Hacı Ali Bey tamir ettirmiştir. Ali Bey camiyi yeniden inşa ettikten sonra, altı dükkân üstü mektep olarak kullanılan yeni bir sibyan mektebini de caminin karşısında inşa ettirmiştir.

Gedikpaşa Silahtar Mehmet Efendi Sıbyan Mektebi

Silahtar Mektebi Sokağı’ndadır. Banisi Sultan Mustafa’nın silahtarı Bahçıvanzade Mehmet Efendi olup mektebi 1762 yılında yaptırmıştır. 1910’lu yıllarda 55 kadar öğrencinin eğitim gördüğü bilinmektedir. Daha sonraları (1928)polis lojmanı olarak kullanılmıştır. 1946’dan beri metruk olup bahçesi otopark olarak kullanılmaktadır.

Seyyid İbrahimoğlu Ömer Çeşmesi

Tayyareci Kemal Sokağı’nın başındadır. İbrahim oğlu Ömer tarafından 1820’de yaptırılmış olup çukura gömülü ve harap haldedir.

Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi ve Mektebi

Balipaşa Yokuşu Kafesli Çadır Sokağı üstündedir. Asıl adı Aziz Şehitler Kilisesi’dir. Kilise 1830’da Şapel olarak yaptırılmıştır.Zamanla yetersiz kalan şapelin kiliseye döndürülmesi için izin istenir. Ancak Osmanlı hükümeti izin vermez. Bunun üzerine Ermeni Cemaati ibadetini Emanuel Kilisesi’nde ve Gedikpaşa Amerikan Okulu’nda yapmaya başlar. 1911 yılına gelindiğinde, şapelin kiliseye dönüştürülmesi için gerekli olan izin padişah V. Reşat’tan alınır ve inşaat 1921’de tamamlanır. Kilise, mimar İsdepan İzmirliyan tarafından yapılmıştır. Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi İstanbul’da Ermeniler tarafından yapılan üç kiliseden biridir. Günümüzde ibadete açıktır. İnci Kilise alarak da bilinmiş olup mektebi de vardır. Bir de Sultan Abdülmecit izniyle kurulmuş Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı vardır. Kilise yakınında 1928 yılında bir okul açılmış ve Gedikpaşa Yetimhanesinde barınan çocuklar bu okulda okumaya başlamış. Cumhuriyetin ilanından sonra okul Kumkapı Şakir Efendi Çeşme Sokak’a taşınmıştır. 1946 yılında ise okul binası Ermeni Vakfı tarafından satın alınmıştır. Gedikpaşa İncirdibi Ermeni Protestan İlkokulu olarak faaliyet gösteren bina 1980’de Milli Eğitim Baknalığı’na devredilmiş ardından da yıktırılarak şimdilerde arsası otopark olarak kullanılmaktadır.

 

Gedikpaşa Kethuda Canfeda Kadın ve Haznedar Şevkimihal Usta Çeşmesi

Harem Kethudası Canfeda Hanım tarafından 1780’de yaptırılmıştır. Gedikpaşa Cami karşısında bulunduğundan Gedikpaşa Çeşmesi olarak da bilinir. Çeşme 1847’de I.Abdülhamit’in haznedarı Şevkimhal usta tarafından imar edilmiştir. Çeşme 1887’de yol genişletilirken yıktırılıp yeniden yaptırılmıştır.

 

GedikpaşaTedbirhanesi

Gedikpaşa Camii Sokak no:24’te bulunan bina işlevsizleştiği için eski İstanbul Belediye Başkanı Bedreddin Dalan (1987-89) tarafından müteahhide dükkân karşılığı da verilmiş ve tedbirhane yıktırılarak yerine han inşa edilmiştir. Tedbirhane kolera, suçiçeği, çiçek, kızamık, kızıl, veba, tifo dizanteri, tifüs, verem difteri, lohusa humması ve boğmaca gibi bulaşıcı hastalıklara karşı sağlık önlemi almak amacıyla; kirli ve temiz olmak üzere iki bölümden oluşturulan bir binaydı. Bina Fransiz Pasteur Enstitüsü’nden 1893 yılında yaşanan bir kolera vakası yüzünden davet edilen Dr. Andrehantemesse’in önerisine uyularak kurulmuştur. Yukarıda bahsedilen bulaşıcı hastalığa yakalanan hastaların eşyaları özel giyimli sağlıkçılar tarafından evlerinden alınarak binanın kirli bölümüne getirilir. Burada basınçlı su ve su buharı ile dezenfekte edilip temiz kısmına aktarıldıktan sonra sahiplerine iade edilirdi.

Gedikpaşa Meyhaneleri

Gedikpaşa’nın sokak aralarında çok sayıda meyhane olurdu. Bunların en ünlüleri Büyük Müsellim ve Küçük Müsellim meyhaneleri idi. Adından da anlaşılacağı gibi bu meyhanelerin Müsellim sokağında olma ihtimali yüksektir. 20.yüzyılın ilk çeyreğinde çok faal olan bu meyhanelerin müdavimleri arasında şair Âşık Razı ve Neyzen Tevfik gibi sanatkârlar da vardı. Ancak 1950’li yıllarından sonra İstanbul’da içkili lokantalar açılınca meyhanelerin faaliyeti söndü.

Gedikpaşa Bekâr Odaları ve Külhan Beyleri

Bekârhane-i Gedikpaşa denilen bekâr odaları Gedikpaşa’dan başka hem Unkapanı’nda hem de At Pazarında vardı. Bu mekânlar sokaklarda başıboş gezen gençlere ev sahipliği yapardı. Genelde 200 kişilik gruplar olup başlarında da Külhanbeyi denilen bir sorumlu vardı. Böylece sokaklar da bir nevi denetim altına alınırdı. Bu binaların bir kısmı yıkılmış, bir kısmı da iş yeri olarak halen kullanılmaktadır.