TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Sporcularda Ani Kalp Ölümü Ve Korunma Stratejileri


Prof. Dr. Mustafa YILDIZ İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji Anabilim Dalı

Sporcularda Ani Kalp Ölümü Ve Korunma Stratejileri

Sportif müsabakalarda yaşanan beklenmeyen kalp ölümü üzüntülü anların yaşanmasının yanı sıra, spora başlayan ve devam edenler için de olumsuz psikolojik etkilere sebep olabiliyor. İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. Mustafa Yıldız sportif faaliyetlerle uğraşan genç sporcularda ani kalp ölüm nedenleri ve ani kalp ölümünden korunmak için alınabilecek önlemlerle ilgili yazısını Fatih Gazetesi için kaleme aldı.

Sportif müsabakalarda, sporcunun ani, beklenmeyen kalp ölümü spordaki en üzücü olaylardan biridir. Böyle bir durum başta sporcunun ailesi olmak üzere, takım arkadaşlarının, bağlı bulunduğu spor kulübünün ve tüm taraftarların oldukça üzüntülü anlar yaşamasına neden olabilir. Bunların yanı sıra, toplumda henüz spora başlamak isteyen ya da devam edenler üzerinde olumsuz psikolojik etkiler de yapabilir. Globalleşen dünyada, iletişim imkânlarındaki akıl almaz gelişmeler de bu tür olaylardan milyonlarca kişinin hemen haberdar olmasına sebep olmaktadır. Dolayısı ile sorun tüm insanları ilgilendiren bir boyuttadır. Bu yazıda, sportif faaliyetlerle uğraşan genç sporcularda ani kalp ölüm nedenleri ve ani kalp ölümünden korunmak için alınabilecek önlemler üzerinde durulacaktır.

Bir-Altı saat içerisinde normal görünümlü sağlıklı bir sporcuda, travma olmaksızın, beklenmedik bir şekilde gelişen ölüm, ani kalp ölümü olarak tanımlanabilir. Genç sporcularda yıllık ani ölüm riski 100.000’de 1-3 arasında değişmektedir. Erkeklerde, kadınlara oranla daha sık görülmektedir. Sportif faaliyetler sırasında aşırı heyecan, stres artışı ve sempatik sistem aktivasyonu kalp damarlarında iskemi (kalp gibi dokulara kan sağlayan damarların kanlanmasındaki yetersizlik sonucu doku beslenmesinin bozulmasıdır) sonucu ani kalp ölümüne neden olabilir. Ani kalp ölümü açısından yapılan spor şekli kadar, sporcunun özellikleri de etkili olmaktadır. Yapılan sporun şekli, yoğunluğu, yarışmalı ya/ya da takım halinde olup olmaması; sporcunun yaşı, ırkı, cinsiyeti ve genetik özellikleri bu bağlamda ani kalp ölümü açısından etkili olabilmektedir. Ayrıca aşırı sıcak, soğuk ya/ ya da yüksek rakımlı coğrafi bölgelere giden sporcular birden yoğun egzersiz programlarına başlamadan,  fizyolojik uyum sağlanması açısından belirli bir sıra düzeni içerisinde, şiddeti giderek artan egzersiz programlarına önem vermelidirler.

Sporcularda ani kalp ölümü nedenleri arasında hipertrofik kardiyomiyopati (kalp kasında kalınlaşma) (Resimde detaylı görebilirsiniz), aritmojenik sağ ventrikül displazisi (özellikle sağ kalp karıncığında ortaya çıkan genetik kalp hastalığı), koroner arter anomalileri (kalp damarları ile doğumsal bozukluklar), aort kapak darlığı ve miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi hastalıklar yer alabilir.

***Ani kalp ölümü açısından risk oluşturabilen yoğun ve düzensiz egzersiz faaliyetleri, düzenli ve ölçülü bir şekilde yapıldığında parasempatik tonus aktivasyonuyla kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm olaylarında belirgin azalmaya neden olmaktadır.

Sportif faaliyetlere katılım öncesi tarama yapılması, ani kalp ölüm riskini azaltabilir. Değişik uygulamalar olmakla birlikte, spor öncesi taramalar genelde 12-14 yaşından itibaren ve sezon başlamadan 6 hafta önce yapılmakta; 1-2 yılda bir de tekrarlanmaktadır. Amerikan Kalp Akademisi’nin görüşüne göre atletler, ancak ayrıntılı özgeçmiş, soygeçmiş ve fizik muayene ile değerlendirildikten sonra sportif faaliyetlere katılabilirler. Spor aktivitelerine katılabilmek için tarama yapılmasını kanunlar çerçevesinde en erken ve uzun süredir uygulayan ülke İtalya’dır. İtalyan deneyimi taramaya elektrokardiyografi (EKG) eklenmesinin, sahada sporcu ölümlerini ciddi oranda azalttığını göstermiştir. Ölüm oranlarındaki bu azalma özellikle ölümcül potansiyel taşıyan hipertrofik kardiyomiyopati ve aritmojenik sağ ventrikül displazisi gibi hastalıkların erken tanınması ile gerçekleştirilmiştir. Ekokardiyografi hipertrofik kardiyomiyopati gibi yapısal kalp hastalıklarının teşhis ve takibi için oldukça yararlı bir tetkik olup; tarama testinden ziyade doğrulama maksatlı kullanılmaktadır. Egzersiz testi daha çok 35 yaş üstü sporcularda, Holter EKG ise ritim bozukluğu şüphesinde kullanılmaktadır. Manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve genetik incelemelere de lüzumu halinde konunun uzmanlarının isteği ile başvurulabilmektedir.

Tüm tarama ve korunma tedbirlerinin alınmış olmasına rağmen sportif faaliyetler esnasında ani kalp ölümü riski tamamen ortadan kalkmaz. Bu nedenle oluşabilecek tüm olumsuz durumlara karşın başta sağlık personelleri ve sportif camia içinde bulunan bireyler olmak üzere tüm toplum kardiyopulmoner resüsitasyon (kalp-akciğer yeniden canlandırılması) konusunda eğitilmelidir. Mümkünse spor sahaları, hava alanları gibi kalabalık ortamlarda ekternal otomatik defibrilatör (kalp-akciğer yeniden canlandırılması sırasında kullanılan otomatik şoklama cihazı)’ler bulundurulmalı ve bunların kullanma eğitimleri verilmelidir.

***Sonuç olarak, sporcularda ani kalp ölümü riskini belirlemek ve en azından minimum seviyeye indirmek için, sportif faaliyetler öncesi kardiyak değerlendirme konusunda ulusal bir standardizasyon ve program geliştirilmelidir. Programlar gelişen bilimsel imkânlara paralel olarak güncellenmelidir. Yerel yönetimler bu programları halka hizmet, insana saygı, yaşama saygı anlayışı ile sahiplenmelidirler.

Resim: İntervetriküler septum (sağ ve sol kalp karıncığı arasındaki duvar)’u normal sınırlarda (0,9 cm) olan (sol taraftaki resim) ve intervetriküler septumu kalın (1,6 cm) (sağ taraftaki resim) olan iki hastaya ait ekokardiyografik görüntüler. Ok’lar intervetriküler septumu göstermektedir.

Prof. Dr. Mustafa YILDIZ

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji Anabilim Dalı