TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Kemal Paşa Mahallesi


Batısında Atatürk Bulvarı, kuzeydoğusunda Şehzadebaşı Caddesi, güneydoğusunda Fethiye ve Vidinli Tevfik Paşa Caddeleri, güneyinde ise Ordu Caddeleri ile çevrili alandır.

Bizans Dönemi’nde Beyazıt’ta kuzeydoğu (Edirnekapı) ve güneybatı (Aksaray-Yedikule kapısı) istikameti olmak üzere iki kola ayrılan ünlü Mese (Divan Yolu) Caddesi’nin ikinci kolu olan Ordu Caddesi’nin kuzeyinde kalan mahalle, I. Konstantin Dönemi’nde 12 bölgeye ayrılan Konstantinopol’un Filadelfion bölgesi içinde kalırdı. İki tarihi yola ve Aksaray’daki Bous Forumu’na komşu olan mahalle, Bizans döneminde I. Konstantin’in başlattığı ve II. Konstantin’in bitirdiği II. Kara Surlarının içinde kalıyordu. Denize çok yakın olmamasına rağmen içinde sarayların, kiliselerin, hamamların, resmi ve sivil yapılarıyla halkın yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Caddelerindeki revakların altında ticaret yapılırdı.

Bizans Dönemi’nde Konstantinopol’u Vali ve Belediye Başkanı yönetirdi. Belediye Başkanı (prafectus) imparatordan sonra başkentin ikinci adamıydı. 12 idari bölgeye ayrılan Konstantinopol’un her bölgesinde ‘regio’ denilen bölge yöneticileri ile birlikte, polis ve itfaiyecileri denetleyen Picomagistri yöneticileri vardı.

Mahalle; Bizans Dönemi’nde, Aksaray’da, Bous Forumu’na ve Beyazıt’ta Tauri Forumu’na komşu idi.  Ayrıca bu iki meydan arasında Kapitol binası vardı. Ve bölgenin (Filadelfion) bu günkü Ordu Caddesi’nin kuzeyinde Armastrianon Formu bulunurdu. Güneyinde önemli yapılar bulunan Armastrianon Forumu, 10. yüzyılda ortadan kaldırılmıştı. Bu geçiş güzergâhını hareketlendiren önemli merkezlerden biri de bölgenin güneyinde Marmara Denizi kenarındaki Heptaskalon Limanı’dır. Laleli Külliyesi’nin bulunduğu yerden (Ordu Caddesi’nden) Havariun Kilisesi’ne (bu günkü Fatih Cami) bir yol uzanırdı.

Şehirde fiziki ve idari yapı iç içe bir oluşum arz ediyordu. İnşaatların, yiyeceklerin, güvenliğin, ticaretin, üretimin, fiyatların ve asayişin düzenli olarak denetimi yapılırdı.

Laleli semtinin kuzeyinin içinde olduğu Kemalpaşa Mahallesi, Roma ve Bizans Dönemlerinde önemli ticari bir konumda iken bu özelliğini, III. Mustafa’nın buraya Laleli Külliyesi’ni inşa etmesi azaltmıştır. Burada adı geçen Kızıltaş, eskiden yük taşıyan hamalların dinlenmek için üzerinde oturdukları “kızıl bir somaki seki” taşından dolayıdır.

Fetihten sonra mahalle, Fatih’in diğer mahalleleri gibi hem nüfus hem de mekân yapısı itibariyle Türk İslam kimliğine doğru evrilmeye başlamıştır. Bu süreçte dikkat çeken ilk isim mahalleye adını veren Kemal Paşa’dır.

Kemal Paşa

İstanbul’a fetihten sonra ilk yerleşenlerdendir. Saygın bir bilgindi. Sultan Fatih’e vezirlik de yapan paşa, 1460 yılında vefat etmiştir. Oğlu Süleyman Bey’dir. Süleyman Bey Sultan Fatih döneminde Amasya’ya Vali olmuş, II. Bayezıt’a lalalık yapmış ve 1478’de Tokat Sancak Beyliği görevinde bulunmuştur. Onun oğlu ünlü bilgin tarihçi, fakih müfessir, kelamcı, edebiyatçı, şair, müderris ve Osmanlı Devleti Şeyhülislamı olan İbni Kemal Çelebi’dir.

Mahalleye adını veren Kemal Paşa Mescidi’ni, Kemal Paşa yaptırmamıştır. Mescit Kemal Paşa’nın azatlısı olan Ahmet Bey tarafından yaptırılmıştır ve efendisine olan bağlılığından dolayı mescide efendisinin (Kemal Paşa) adını vermiştir. Cami zamanla yıpranmış ve karşılığında pek çok kere bakım onarım görmüştür. Bunlardan sonuncusu Sultan II. Abdülhamit’in nazırlarından Hasan Fehmi Paşa’nın hanımı Zeynep Feride Hanımefendi tarafından yeniden inşa edilişidir. Cami Şirvanizade Sokak’ta olup, ibadete açıktır.

Böylece mahalle, Osmanlı Devleti’ne büyük hizmetleri dokunmuş bir büyük aile reisinin ismi ile anılır olmuştur. Mahalle 18. yüzyılda meydana gelen yangınlardan etkilenmiş, ardından semt yenilenmiştir. 1918’de meydana gelen yeni bir yangından sonra ise, mahalle sokakları ızgara plana (ortogonal) göre tanzim edilmiştir. Bu sokak planına göre de mahallede ilk defa büyük apartmanlar inşa edilmiştir. Bu dönemde Mimar Kemalettin’in yaptığı Harikzedegah ya da “Tayyare” Apartmanları çok ünlüdür. Buna bağlı olarak nüfus yapısı da soylu ve profesyonel ailelerden yana değişim göstermiştir. Bu binalar Laleli Külliyesi’nin 1919-1922 mütareke yılları arasında yıkılan medreselerinin arsaları üzerine inşa edildi. Daha sonra zamanla yıpranan binalar 1980’li yıllarda restore edilerek otellere dönüştürülmüştür. Böylece bu binalarla, Beyoğlu, Nişantaşı ve Şişli’deki yeni mimari Fatih’e taşınmış oldu.

Mahallenin Önemli Tarihi Eserleri

Laleli Külliyesi

Laleli Külliyesi yapılmadan önce de bu semtin adı Laleli idi. Külliyenin ilk adı da Sultan Mustafa Cami idi. Bazı kaynaklara göre de Laleli Külliyesi adı, Laleli Baba’dan gelmekte imiş. Oysa Laleli Baba, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşamış Salih bir meczupmuş. Laleli Baba, III. Mustafa döneminde yaşamamıştır. Dolayısıyla Sultan Mustafa ile arasında geçmiş gibi anlatılan hikâye bir şehir efsanesidir. Hasan Fehmi Paşa’nın türbesinin yanındaki “Laleli Baba” mezarı gerçek mezarı değildir. Asıl mezarı, 1950’li yıllardaki yol yapımından dolayı Kemal Paşa Cami haziresine nakledilmiştir.

Külliye, Lale Devri’nde Osmanlı mimarisinde meydana gelen değişmelere örnek bir eserdir. Bu yapıda yeni mimari üslup; yeni ayrıntılar ve özel bir tasarım anlayışı görülür. Külliyede cami, medrese, sebil, çeşme, şadırvan, hünkâr mahfili, çarşı, imaret, darüzziyafe (muhtaçlara yemek pişirmek ve ikram), muvakkıthane (namaz vakitlerinin belirlendiği yapı), hacet penceresindeki duvar çeşmesi, su havuzu, türbe, türbedar odası ve hazireden ibaretti. Ancak günümüze medresesi ulaşamamıştır. Mimarı, Kara Ahmet Ağa’dır. Bu dönem Osmanlının ekonomik olarak sıkıntıya girdiği sürecin son parlak dönemidir. 22 Mayıs 1766’da İstanbul’u baştan sona yıkan deprem bu dönem olmuştur. III. Mustafa başta camisi olmak üzere bütün İstanbul’u yeni baştan inşa etmiştir.

Günümüze ulaşamayan medresenin yerine yapılan Harikzedegah Apartmanları bu gün “Merit Otel’e dönüşmüş durumdadır.


Kemal Paşa Türbesi

Eski Ağa Yokuşunun başındadır. Konum olarak Lale Camisi’nin yukarısında bulunur.

III. Selim Türbesi

28. Osmanlı Padişahı olan III. Selim, 1789-1807 yılları arasında padişahlık yapmış; başta Yeniçeri Ordusu olmak üzere, Osmanlı Devlet sisteminin her alanda yenilenmeye ihtiyacı olduğunu anlamış ve bunu gerçekleştirmek üzere harekete geçince de öldürülmüştür. Türbeyi babası III. Mustafa yaptırmıştır. III. Mustafa oğlu III. Selim ile aynı türbede yatmaktadır.

III. Mustafa Türbesi

Sultan III. Mustafa 1757-1774 yılları arasında hükümdar olmuş imar işlerine önem veren Osmanlı padişahıdır. Laleli Cami onun eseridir. 22 Mayıs 1766’da İstanbul’u yıkan depremden sonra şehri adeta yeniden inşa eden padişahtır.

 

Hasan Fehmi Paşa Türbesi

Kemal Paşa Cami’nin yanındadır. Türbede Paşa ve eşi hanımefendi yatmaktadır. İnşa tarihi 1910’dur. Gürcüdür. Babıâli Tercüme Odası’nda yetişmiş, gazete yazarlığı, milletvekilliği ve meclis başkanlığı yapmıştır. Nafia, adliye nazırlığı, valilik, Roma ve Londra’da diplomatlık ve Şura-yı Devlet başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1910 yılında vefat etmiştir. Türbesini eşi inşa ettirmiştir. Eşi de aynı yerde yatmaktadır.

Hoşkadem Cami

Fatih Sultan Mehmet’in sekbanbaşısı Hoşkadem Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Tuğcuzade El Hac adında bir hay��r sahibi de minberini yaptırmıştır. Vefat edince de caminin yanına defnedilmiştir. Uzun yıllar metruk halde olan cami 1955-1960 yılları arasında İstanbul Belediyesi Sarayı yapılırken yeniden ihya edilmiştir. 1977’de bir onarım daha görmüştür. Kâgir yapılı olan caminin ilk halinden sadece minaresi kalmıştır. Cami Ankaravi, Engüri isimleriyle de anılır. Asıl adını Hoşkadem Mehmet Ağa’dan almıştır.

Hoşkadem (Ankaravi veya Engüri) Medresesi

Şeyhülislam Mehmet Emin Efendi tarafından yapılmış bir medresedir. Mehmet Efendi Ankaralı olup 1619 doğumludur. Mehmet Efendi Ankaravi veya Engüri isimleriyle de anılmıştır. Medresenin yanında da defterdar sebili bulunmaktadır.

Medresesini 1707 yılında inşa ettirmiştir. Halen Türk Dünyası Araştırma Vakfı tarafından kullanılmaktadır. Bina 1958-1960 yılları arasında restore edilmiştir.

Mehmet Efendi, döneminin medreselerinde çok iyi bir eğitim görmüş müderrisliğe kadar yükselmiştir. Ulema arasında derin ilmiyle bilinirdi. Vakur, sözü doğru, müşfik ve iyiliksever bir kişiydi. Bunun yanında kadılık, kazaskerlik görevlerinde bulundu. 1685 yılında Çatalcalı Ali Efendi yerine Şeyhülislam oldu. IV. Mehmet’e devlet işlerinde yardımcı oldu. Mezarı Fatih Çarşamba Kovacı Dede Cami haziresindedir. Bu medresesinden başka Ankara’da bir cami, bir kervansaray, bir hamam, bir mektep, bir dershane ve yanında çeşmeler yaptırmıştır.

Sekbanlar Cami

I. Murat döneminde sultana av sırasında yardımcı olmak üzere bir kolluk kurulmuş ve bu kolluğa da ‘Sekban’ adı verilmişti. Bunların başına da ‘Sekbanbaşı’ denilirdi. Bu kolluk kuvvet daha sonra yeniçeri ordusunun 65. orta bölüğünü oluşturdu.

Onsekizinci Sekbanlar Cami İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasının arkasındaki Gençtürk Caddesi üzerindedir. 1540 yılında Kanuni Sultan Süleyman dönemi kadılarından Hüsamettin Hasan Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Zamanla tahribata uğrayan ve yangın gören cami, 1755 yılında Çamaşırcı Mustafa Efendi adında bir hayırsever tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu yenilemeden sonra cami bir süre Çamaşırcı Cami diye anılmıştır. Tadilatından sonra, haziresinde 18 Fetih şehidi (ni’mel ceyş) sekban askerinin bulunmasından dolayı mescid Sekbanlar Cami adı ile anılır olmuştur. Cami daha sonra 1865 yılında Altunizada İsmail Efendi tarafından tekrar bakım onarım görmüştür. Son olarak da 1960 yılında tamir edilmiştir. Mabed halen ibadete açıktır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

1955-60 yılları arasında yapılan Menderes dönemi eserlerindendir.

Çukurçeşme

Kırkçeşme suyolundan beslenen bir çeşmedir. Zemin seviyesinin altındadır.

Taş Han

Fethi Bey Caddesi üzerinde Laleli Külliyesi’nin kuzeyindedir. Tarihi belgelerde Çukurçeşme, Katırcıoğlu Han, Sipahiler adlarıyla da kayıtlıdır. 1763 yılında III. Mustafa tarafından yaptırılmıştır. Laleli Vakfı burasını ulufelerini almaya gelen sipahilerin barındırılmasına tahsis etmiştir. Günümüzde ticari mekân olarak kullanılmaktadır.

Mahallenin Önemli Cadde ve Sokakları

Şehzadebaşı Caddesi

Adını Şehzade Mehmet’ten almıştır. 22 yaşındaki Şehzade Mehmet’in ölümüne çok üzülen Kanuni onun adına Mimar Sinan’ın çıraklık eserim dediği külliyeyi yaptırmıştır. Külliye, yapıldığı yerin kimliğini değiştirecek cesamette yapılmıştır. Caminin dış avlu girişindeki çeşme ise Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın hanımı Ayşe Sultan tarafından yaptırılmıştır.

Şehzadebaşı Cami’nin karşısında eskiden yeniçeri Odaları Kışlası bulunurdu. Yine caminin Vezneciler yönünde ünlü Direklerarası Tiyatro binası vardı. Yine burada İstanbul’da ünlü olan Acemin Kahvesi vardı. Bu kahve aynı zamanda bir kültür merkezi gibi etkinliklere ev sahipliği yapardı. Buraya, Ahmet Haşim, Yakup Kadri gibi ünlü yazarlar sıklıkla uğrarlardı.

İlk sinema gösterileri de bu kahvehanelerde izlenmiştir.

1910’lu yıllara kadar tarihi kent kimliğini koruyan semt, bu tarihten sonra tramvay yolunun geçmesi ve diğer değişikliklerin etkisiyle kimliğinden uzaklaşmıştır.

Vidinli Tevfik Paşa Caddesi

16 Mart 1920 tarihinde İngiliz askerlerinin silahsız ve uykuda olduğu bir anda askerlerimizi şehit ettiği “Şehzadebaşı Karakolu” bu caddede bulunan şimdiki belediye binasının ön tarafında yer alıyordu.

Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa 1832’de Bulgaristan’ın Vidin şehrinde doğdu. Askeri alanda Generalliğe kadar yükseldi. Matematikçiliği ile de tanınan Osmanlı devlet adamı, Paris’te ateşemiliter olarak görev yaptı. Ayrıca Maliye ve Ticaret Bakanlıklarında da görev aldı. Daha sonra Amerika’da elçilik yaptı. Şehzadebaşı’nda sahip olduğu konağında kışları, yazları da Kadıköy dışındaki çiftliğinde yaşardı. Ölümüne kadar Sultan II. Abdülhamit’in yaverliğini yaptı. 16 Haziran 1901’de vefat etti. Mezarı Eyüp’tedir.

Fethibey Caddesi

Ünü tarihe geçmiş üç önemli Fethi Beylerimiz var.

-1914 yılında Şam yakınlarında düşen uçağımızın ilk hava şehidi Fethi Bey

-1919’da İzmir’e çıkan Yunanlıların şehit ettiği Albay Fethi Bey

-Asker ve siyaset adamımız Fethi Okyar Bey

Bu isimlerin unutulmaması adına bu caddeye bu ad verilmiştir.


Gençtürk Caddesi
Osmanlı Devleti, çöküşünü durduracak genç beyinleri yetiştirmek üzere Batı’ya eğitime gönderdiği gençlere, Fransızlar Jön Türkler (Genç Türk) diyorlardı. Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi bu isimlerin birkaçıdır. Osmanlı Devleti’nin hızlı çöküşüne neden olan bu gençlerin anısına caddeye bu kuşağın adı verilmiştir.

Ahmet Selahattin Sokağı
Osmanlı Devleti’nin son Meclis-i Mebusan’ın milletvekilidir. 1920 yılında ölen, tiyatro yazarı Haldun Taner’in babası olan Ahmet Bey, Sultan Vahdettin’e karşı söylediği “Şurayı saltanat yerini şurayı millete bırakmalıdır” sözüyle ünlüdür.

Fevziye (Ahmet Fevzi Paşa) Caddesi
Son dönemde Osmanlı’nın başına bela olan Yeniçeri ocaklarının kaldırılmasında büyük yardımları olan Ahmet Fevzi Paşa’ya ithafen bu ad bu caddeye verilmiştir.

Şirvanizade Sokak
Şirvanizade Mehmet Rüştü Paşa, 1873-74 yılları arasında Sultan Abdülaziz yönetiminde sadrazam olmuştur. Bir yıl sonra yerine Hüseyin Avni Paşa sadrazam olmuştur.

Acemi Nefer Sokak
15. yüzyılda yapılmış Acemoğlu Hamamı, Yeniçeri Kapıkulu ocağına bağlı olup “Acemi Oğlanlar”a hizmet verirdi. İstanbul’un en eski hamamlarından sayılan bu yapının, 19. yüzyılın başlarında Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin ailesince işletildiği bilinir.

Ömer Yılmaz Sokak
1953 doğumlu şair, devlet opera ve bale sanatçısıydı. 2002 Seul Olimpiyatları’nda İstiklal Marşımızı okuma şerefine eren üstat, 2006 yılında vefat etmiştir.

 

Hasan SUVER