TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Stres, Hastalık Mı Yoksa Hasta Eden Bir Şey Mi?


Bedensel, ruhsal, biyolojik, çevresel ve toplumsal etkenlerin sonucunda organizmanın dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan stres, günümüzde insan ve toplum sağlığını tehdit ediyor. Pek çok hastalığa yol açan stresle başa çıkmak mümkün.

İnsan organizması, inanılmaz bir uyum içinde çalışacak biçimde programlanmıştır. Her canlıda olduğu gibi insanda da çok sayıda biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörün etkileşimine dayanan dinamik bir denge durumu vardır. Bu denge her seviyede her an değişir ve yeniden kurulur. Dengeyi tehdit eden durumda ise organizmada gerginlik, uyarılmışlık hali ortaya çıkar. Ancak bazı bedensel ve ruhsal savunmalar sayesinde bu gerginlik azaltılarak denge korunmaya çalışılır. Örneğin; tehditkâr mikropların varlığında bağışıklık sistemi devreye girerek mikropları öldürmeye veya etkisizleştirmeye çalışır. Sağlık dediğimiz şey, aslında savunma ve dengenin korunması halidir. Ancak karşılaşılan durumlar, baş edilemeyecek kadar kuvvetli ise veya sürekliyse o zaman organizmada ortaya çıkan uyarılma ve gerginlik hali dengeyi tehdit edecek seviyeye ulaşır. İşte organizmada ortaya çıkan bu gerginlik ve uyarılmışlık durumuna stres, dengeyi tehdit eden iç ve dış uyaranlara ise stresör denir.

Stresin altında pek çok faktör yatıyor

Stres kelimesi, “zorlanma, gerilme” anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, organizmanın güçlü bir stresöre karşı verdiği fizyolojik ve psikolojik cevap olarak da tanımlayabiliriz. Bu stresörler ve stres yapma dereceleri kişiden kişiye değişir. Kişinin genetik ve biyolojik yapısı, kişilik özellikleri yanında başa çıkma ve savunma becerileri verdiğimiz cevapları belirler. Bir taraftan da stresörün bizim için bilinçli ya da bilinçaltı anlamı, yeni veya alışık bir durum olması, büyüklüğü gibi faktörler devreye girer. Bazı kişiler yapıları gereği çabuk kaygılanıp strese girebilir. Bazı kişilerde ise büyük hadiseler veya kayıplar bile stres yapmaz. Stres etkenleri, çeşitli engellenmeler, gerçek ya da hayali kayıplar, başarısızlıklar gibi görünür nedenler olabilir. Bazı zamanda bastırılmış arzular, doyurulmamış dürtüler gibi psikolojik süreçler olması da mümkün. Kan şekerinin düşmesi veya hava kirliliği gibi biyolojik veya çevresel nedenler de strese yol açabilir. Bizden beklenti ve taleplerin fazlalığı gibi toplumsal kaynaklı da olabilir. Bütün bu durumların dengemizi bozabilme potansiyeli değişiklik gösterir. Algılanan tehdidin boyutları ne kadar büyük olursa, verilen cevap da o oranda güçlü olur. Bu cevabın psikolojik unsurları, dikkatin ve uyanıklığın artması, tetikte olma, endişe, korku, huzursuzluk gibi belirtilerdir. Bedensel olanları ise kısaca “savaş veya kaç” tepkileri olarak bilinir. Tehditlerle başa çıkmak için sistemimizde vardır. Tehdit ortadan kalktıktan veya derecesi azaldıktan sonra ruhen ve bedenen sakinleşiriz.

Stres birçok hastalığı tetikliyor

Bedensel ve ruhsal belirtilerin tümü savunma tepkileridir. Bir tehdit olduğunu bize haber veren ve tehdide karşı hazırlandığımızı gösteren alarm işaretleridir. Stres etkenleri uzun süre devam ederse bedenen ve ruhen verdiğimiz savunma tepkileri işe yaramaz hale gelir. Kısa süreli, ani fakat çok kuvvetli stres etkenleriyle karşılaştığımızda da durum aynıdır. O zaman, savunmalarımız ve direncimiz tükenir, alarm işareti olan değişiklikler kalıcı rahatsızlıklara dönüşür. Mesela ani stres durumlarında kan basıncının artması bir önlem olarak iş görürken, sürekli stres durumunda hipertansiyon olarak karşımıza çıkar. Uzamış mide-barsak tepkileri huzursuz barsak sendromuna yol açabilir. Bu sorunlar kısaca tükenme sendromları olarak adlandırılmakla birlikte büyük bir çeşitlilik arz eder. Ağır stres tepkileri, anksiyete bozuklukları, somatoform ve dissosiyatif bozukluklar, depresyon gibi birçok psikiyatrik bozukluğa neden olur. Ayrıca kalp hastalıklarından hormon hastalıklarına, beyin kanamalarından metabolik bozulmalara kadar birçok bedensel hastalıktan da stres sorumludur. 

Stresin görünen kadar görünmeyen nedenleri de var

Stres nedenlerinin bir kısmı farkında olduğumuz yaşantılardır. Mesela sınav veya matematik stresi hemen herkes için geçerli bir stres türüdür. Sınav anksiyetesi, öğrencilerin sınavda başarısız olacaklarına ilişkin endişe ve kaygılarıdır. Başarı ve performans için bir miktar anksiyete gereklidir. Ancak anksiyete artarsa performans olumsuz etkilenir. Birçok yetişkin çalışma/meslek hayatında aynı kaygıyı hisseder. Yine stres, yabancı kişilerle karşılaşma veya ilişki kurma sırasında ortaya çıkabilir. Birçok insan tercih veya seçim yaparken ya da bir karar öncesinde stres yaşayabilir.

Günümüzün kalabalık yaşam tarzı tek başına önemli bir stres etkeni sayılabilir. İş ve meslek hayatımızdaki problemler birçok insanda ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar ortaya çıkarır. Çalışanların rollerindeki belirsizlik, kişiler arasındaki çatışmalar, sorumluluklar, yoğun iş yükü gibi işyeri sorunları birçok çalışanı hayattan bezdirebilir.

Önemli bir stres alanı da hiç şüphesiz evlilik ve aile sorunlarıdır. Kişilik ve yaşam tarzı farklılıkları, ekonomik zorluklar, değişen roller, değerlerdeki değişim, çocuklarla ilişkiler birçok ailede bireylerden biri veya hepsi için ağır stresörler olabilir. 

Bu yöntemleri denemeyin!

Birçok kişi stres karşısında sigara ya da alkole sarılma, aşırı yemek yeme, kontrolsüz alışveriş, içe kapanma, aşırı tepki gösterme gibi yollara başvurabilir. Ancak bunlar uzun vadede stresi ve tükenmeyi daha da artırmaktan öteye geçemez. Bazı insanlar sorunlarını tümüyle yok sayarak, olayların dışına çıkabilir. Başlangıçta stres yaratıcı olaydan uzak kalsa bile aslında sorun çözümlenmemiştir. Bazı insanlar ise stres karşısında hiç tepki göstermeyip, yaşanan sıkıntıyı içine atabilir. Bu birikimler dayanılamayacak duruma geldiğinde hiç tepki vermeyeceği olaylara karşı çok şiddetli tepki verebilir. Bunlar verimsiz ve işe yaramayan başa çıkma yollarıdır.

Stresle başa çıkmanın yolları!

En etkili başa çıkma problem veya duygu odaklı olabilir. Problem odaklı başa çıkmada, sorunu değiştirecek ya da gelecekte ondan kaçınacak bir yol bulmaya çalışılır. Etkili problem çözme tekniği ise; problemi önce tanımlamak, sonra alternatif çözümler ve haz kaynakları oluşturmak, bu alternatifleri maliyet ve yarar bakımından değerlendirmek, seçim yapmak ve uygulamaktır.

Duygu odaklı başa çıkma ise, stres yaratan duyguları (değiştirilemeyecek nitelikte olsa bile) hafifletebilmek için uğraşmaktır. Düzenli uyku, eğlenme, dinlenme ve sosyal etkinlikler faydalıdır. Dengeli beslenme, fiziksel ve mental egsersizler, gevşeme egsersizleri, dostların/yakınların desteği ve sosyal faaliyetler stresi azaltmaktadır.

Durumun anlamını değiştirerek tehdidi azaltmaya yönelik düşünceler geliştirilebilir. Bazı durumlarda yaşadıklarımıza ilişkin olarak aklımıza gelen düşüncelerimiz stres kaynağı olabilir. O düşüncemizi doğrulayan kanıtlar kadar karşı kanıtları da düşünerek düşüncemizi gözden geçirmeliyiz. Yaptığımız düşünce hatalarını bularak geliştirdiğimiz yeni düşünceler bazen stresi ortadan kaldırabilir.

Prof. Dr. İsmet Kırpınar / BVU Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı