TAKİP EDİNİZ

İÇERİK ARAMA

Tarihin Tebessümü - Muhteris


Prf Dr Osman Turan : Selçuklular zamanında Türkiye: Boğaziçi Yayınları: İstanbul: 2002

Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat, Kayseri’de öldüğünde II. Gıyasettin Keyhüsrev, Keykubadiye’de diğer oğulları İzzeddin Kılıç Aslan ve Rükneddin Kayseri’de idi. Alaettin Keykubat ölmeden önce düzenlenen bir bayram merasiminde veliaht olarak Kılıç Arslan’ı göstermiş olsa da; ölümünden iki gün sonra naaşı henüz Konya’daki ecdat türbesine defnedilmek üzere yola çıkmadan oğulları arasında tahta çıkma yarışı başladı. Bu mücadelenin sonunda aralarında Saadettin Köpeğin de bulunduğu taraftarları Gısasettin Keyhüsrev’i tahta çıkarmayı başardılar.

Bey iken Alaettin Keykubat döneminde Selçuklu Devleti’nin hizmetine giren, Eyyubilere karşı girişilen bir savaşta gösterdiği başarılarla birlikte kısa zamanda devlet kademesinde önemli mevkilere yükselmeyi başaran Saadettin Köpek aynı zamanda mimar ve nakkaşlık gibi meslekleri olan yetenekli bir devlet adamıydı.

Ayrıca zekâsı ve yetenekleri kadar hasetçi ve ihtiraslı biriydi. İhtirasları onu devlet içinde entrikaya, fesada sürüklemiş, pek çok fitnenin mimarı olmuştur. Bununla birlikte fakiri gözeten, mazluma yardım eden, halka karşı iyi muamelede bulunan, zalimi cezalandıran, adalette zengin fakir, yabancı yakın arasında fark gözetmeyen biri idi. Bu özelliklerinin yanı sıra bayındırlık işlerine meraklı olduğundan Konya yakınlarında halk dilinde kendi adıyla “zazadin” diye anılan bir de kervansaray yaptırmıştı.

Sultanı ve saltanatı koruyan biri olduğunu Gıyaseddin Keyhisrev’e inandıran Saadettin Köpek, onun güvenini kazanınca baş veziri olmuştur. Entrikacı, müfsit ve muhteris biri olan Köpek, hayallerine engel olabilecek başta saltanat varisleri olmak üzere, pek çok devlet adamı ve komutanlarla Sultan Gıyasettin Keyhüsrev arasında fitne çıkararak, bazen birbirine kırdırarak, bazen de iftiralarla suçlayarak infazlarını ya hapiste ya da bir şekilde öldürterek gerçekleştirmiştir. Öyle ki devletin komuta kademesinde gerçekleştirdiği kıyımlar Anadolu Selçuklularını Moğol orduları karşısında güçsüz bırakmasına neden olmuştur.

Sadettin Köpek devlet bünyesinde açtığı bu yaralardan dolayı hakkında konuşulan dedikoduları bastırmak için de bir yandan bütün bu olup bitenlerin Sultan Gıyasettin’in onayı ile olduğunu halk arasında yaymaya çalışıyordu.

Diğer yandan da devletin ve ülkenin başarısı için çalıştığını göstermek için bir zafere ihtiyacı olduğunu hissediyordu. Bu arzusunu yerine getirmek için Konya’dan yola çıkmış, o dönemde devlet gücü çok zayıflamış olan Eyyubilerin Sumeysat Kalesini ordusuyla kuşatmış, kaleyi teslim aldıktan sonra civarındaki birkaç kaleyi de Anadolu Selçuklu Devleti sınırlarına katarak büyük bir zafer edasıyla geri dönmüştür. Artık hem halkın hem de devletin nezdinde, Sultan’dan sonra tek adam olmuştu. Gönlünde yanan arzu Sultan olmaktı. Ancak II. Gıyasettin Keyhüsrev’i öldürtse bile sultanın soyundan gelmediği için Anadolu Selçuklu Devleti’nin başına geçemezdi. Çünkü devrin siyasi meşruiyet yasası buna izin vermezdi.

Hileleri tükenmeyen Sadettin Köpek’in bu engeli aşmak için de bir planı vardı. Kendisinin de bir hanedan mensubu olduğunu yayacaktı. Güya Sadettin Köpek’in annesi Şehnaz Hatun Konya’nın zengin ve asil ailelerinin bir kızı iken nasıl olmuşsa I. Gıyasettin Keyhüsrev kendisine düşkün olmuştu. Derken bu güzel kızı bir gün saraya götürüp hamile bırakmıştı. Olaydan sonra evine dönen Şehnaz Hanımın macerasını sadece annesi biliyormuş. Aradan iki ay geçtikten sonra Şehnaz Hanım dengi birisiyle evlenmiş ve zeki bir kadın olduğu için bakire olmadığının anlaşılmasını engellemiş. Evlendikten sonra yedi ay geçince Köpek Saadettin dünyaya gelmiş. Saadettin Köpek bu kurmacaya dayanarak “Ben yedi ay sonra dünyaya geldim” diyerek saltanat varisi olduğunu etrafına yaymaya başlamış.

Ayrıca Selçuklu sancağını değiştireceğini ve Abbasilerin hilafetini tanımayacağını tekrarlayıp durmuş. Niyeti ayan beyan olan Saadettin Köpek’in bu ihtirası Sultanı harekete geçmek mecburiyetinde bıraktı. Bunun üzerine Saadettin Köpek’in halli görevini Sivas subaşısı Hüsameddin Karaca’ya özel bir ulakla bildirmiş. Hüsamettin Karaca da kurduğu özel ilişki sonucunda bir yemek davetinde Saadettin Köpek’in  infazını gerçekleştirerek Selçuklu Devleti’ni bir büyük beladan kurtarmıştır.(1238)